FOR ENGLISH
BASKANLIK Özelleştirme Portföyü Sosyal Destek Özelleştirme Programı Özelleştirme Uygulamaları Duyuru Yayınlar E-Posta Linkler Menu

 

 

 
 

04 Mayıs 2008, Pazar

Turhan Bozkurt
Orjinal Metin

Şirketlerin Borsa'ya açılma planını ertelemesi, Telekom için fırsat oldu

Özelleştirme İdaresi Başkanı Metin Kilci, Zaman'a önemli açıklamalarda bulundu.
Türk Telekom'daki yüzde 15'lik Hazine payının halka arz işleminde ön talep toplama dönemi sanılanın aksine yüksek bir yatırımcı ilgisine sahne oldu.

Yerli yatırımcılar için öngörülen nominal tutarın 6 katına tekabül eden 4 milyar dolarlık talep gelmesi, kesin taleplerin toplanacağı 7, 8 ve 9 Mayıs öncesi piyasalarda 'iyi haber' diye yorumlanırken, Özelleştirme İdaresi Başkanı Metin Kilci, "Sabah akşam kötü olacak diyen kriz tellallığı yapanlar var. Ancak şu ana kadar karşılaştığımız tablo, durumun sanıldığından daha iyi olduğunu gösteriyor. Siyasi belirsizlik de olsa yabancı ilgisi çok fazla. Çünkü Türkiye'nin potansiyeli, Telekom gibi yüzde 100 temettü politikasını benimsemiş bir şirketteki kamu hissesinin satışı alım fırsatı sundu. Demek ki bu kadar kötümser olmaya gerek yokmuş." değerlendirmesinde bulundu. Yurtdışındaki havayı da aktaran Kilci, "Yurtdışı ayağı devam ediyor halka arzın. 9 Mayıs akşamı süreci sonlandıracağız. Maalesef içerideki birtakım gelişmelerden insanlar etkileniyor. Beklentilerini ona göre tutuyor. Ama dışarıda tam tersine oldukça yön verici bir hava sezinliyoruz. Ciddi bir ilgi gözlemliyoruz. Neticelerini bu hafta hep birlikte göreceğiz." dedi. Halka arzda hisse başına 3,9-4,7 YTL arasında fiyat aralığı belirlenmişti. Fiyatın kesin talep sonunda tavan noktayı bulması halinde Telekom'un piyasa değeri yaklaşık 13 milyar dolar olacak. Uzmanlar bu haliyle bile satışın iskontolu olacağının altını çiziyor. Gelir ise Hazine'nin borç ödemelerinde kullanılacak. Yüzde 2,5'lik ek satış hakkının kullanılıp kullanılmayacağına da oluşan fiyata bakılarak 9 Mayıs akşamı karar verilecek.

Özelleştirme İdaresi Başkanı Kilci, Telekom'un halka arzından açılan davalara kadar gündemdeki konuları Zaman'a değerlendirdi. Küresel krizin ve AK Parti hakkında açılan kapatma davasının yol açtığı belirsizliklerin devam ettiği bir dönemde Telekom'da hisse satışının temelde riskler taşıdığını kabul eden Kilci'ye göre özel şirketlerin Borsa'ya açılma planlarını ertelemesi de birçok alternatif işlemin ortada olmadığı bir ortamda Telekom için iyi bir fırsat sundu. "Fiyat çok mu düşük?" sorusuna ise "Düşük ve yüksek değerlendirmelerine neye göre?' diye soruyla karşılık vermek doğru olur. Yani eğer 4 yıl önceki satışta gerçekleşen fiyata göre düşünülüyorsa ki bu doğru değil. Yani yükselmiş iskontolu bir değer olmasına rağmen onun üzerinde bir değer. Tipik ucuz değerlendirmeleri çok sağlıklı bir temele dayanmıyor bana göre." cevabını verdi. Telekom'un halka arz kararı 2005'teki yüzde 55'lik hissenin blok satışı öncesinde Bakanlar Kurulu kararı ile hükme bağlanmıştı. Bu çerçevede takvim Aralık 2007'de belirlenmişti. Kilci bütün bunlara rağmen piyasa şartlarının çok daha kötüye gitmesi halinde kararı gözden geçireceklerini söyledi. "Geldiğimiz noktada bu kararın gözden geçirilmesini gerektirecek durum olmadığı kanaatine ulaştık." diyen özelleştirmenin patronu, 'Telekom'u devralan Oger Grubu'nun görüşü alınmadı yorumlarına da açıklık getirerek, "Bu doğru değil. Kesinlikle bir huzursuzluk yok." bilgisini verdi. Yüzde 30'a yakın kalan Hazine payının nasıl değerlendirileceği ise henüz netlik kazanmadı.


Elektrikte 4 bölgenin dağıtımı özelleşiyor
Kilci, elektrik özelleştirmelerinde de takvimin ilerlediğini belirtti. Başkent, Sakarya, Aras ve Meram bölgeleri yıl sonuna kadar ihale edilmiş olacak. Başkent ve Sakarya'da son teklifler 10 Haziran saat 16.00'ya kadar alınırken, Aras ve Meram'da ihale başvuruları 26 Mayıs'a kadar devam edecek. Bu iki bölgede teklif için son tarih ise 15 Temmuz. Daha önce ihale takviminde yer alan İstanbul Anadolu Yakası ise listeden çıkarıldı. Kilci iptal sebebi hakkında ayrıntılı bilgi vermezken, "AYEDAŞ ile ilgili bir problemimiz vardı. Devam etmekte olan bazı yatırımlar da vardı. Bunları sürdüre bilmek için ihaleyi iptal ettik." dedi. Dağıtım ihalelerinden çok iyi sonuçlar beklediklerini kaydeden Kilci, "Hızlı büyüme potansiyeli ekonominin büyümesinden de bağımsız olarak var olan bir sektör. Dolayısıyla bu özelleştirmelerin başarı şansını çok yüksek görüyorum. Bunu hep birlikte göreceğiz." yorumunu yaptı. Mayısta bazı kanun değişikliklerinin Türkiye Büyük Millet Mecilsi'nden geçmesini müteakip de otoyol ve Milli Piyango'da ihaleye açılacak. Hedef satışı 2008 içinde bitirmek. İhale öncesinde Gaziantep-Pozantı, Aydın-İzmir gibi farklı bölgelerde yer alan otoyolların paket içinden ayrılması da gündemde. Tek bir paketin alıcı açısından farklı değerlendirilebileceği konuşuluyor.


Halkbank'ta karar netleşmedi
Otoyol ihalelerinde ise paket henüz netlik kazanmadı. Şu anda işleyen ve toplam 1.900 km uzunluğundaki otoyol ağı ile Boğaz köprülerinin yer aldığı pakette bazı otoyolların ayrı satılması da gündemde. Kilci, "İzmir-Aydın, Gaziantep-Pozantı otoyolu paketken ayrı da olabilir. Mayıs ayı içerisinde yasalar Meclis'ten çıkacak ve mayıs ayı içerisinde ihalelere çıkmayı hedefliyoruz." diye konuştu. Olması gerekenden daha hızlı özelleştirmeye girmeyeceklerinin altını çizen Kilci, "Bu takdirde birtakım hataları da göze almak durumundasınız. 2008 için öngördüğümüz programı gerçekleştirilebilir görüyorum. Programda değişiklik yok." dedi. Halkbank'ta takip edilecek strateji için hükümetin karar vermesi bekleniyor. Ancak hükümetin blok satış planını beklemeye aldığı ikinci bir halka arza daha yakın durulduğu yönünde haberler gazetelerde yer almıştı. İdare'nin, bu konudaki kararı piyasa şartlarına bakarak yılın ikinci yarısında vereceği ifade ediliyor. Erdemir'de Danıştay'ın verdiği iptal kararına itiraz edeceklerini dile getiren Kilci, "Fiili imkânsızlık gerekçesini hiç bir surette kullanmıyoruz. Çok konuşuluyor ama yargı kararlarının uygulanması için ne gerekiyorsa onu yapmak durumundayız. Bazı yerli yargı kararları tek başına sonuç doğurmayabilir. Uygulama için başka bir yargı kararına gerek olabilir. Erdemir halka açık bir şirket ve olması gereken ne ise onu yapacağız." şeklinde konuştu. Özelleştirme İdaresi Başkanı Kilci, haziranın ilk haftasına kadar şeker fabrikaları için Rekabet Kurulu'nun görüşünü almayı planladıklarını belirterek, "Araziler üzerideki değerlendirmeye ilişkin çalışmalar sürüyor." dedi. Model olarak toplam pancar kotasını sabit tutacak bir yöntem öngörülüyor: "Çiftçilerin kaygılanmasına mahal yok. Çünkü kota sabit tutulduğu sürece şeker pancarı üretimi aynen devam edecek. Yani üretim noktasında herhangi bir azalma olmaz. Kendileri ekmek istemezse o ayrı. Özelleştirmenin toplam şeker üretimine azaltıcı bir etkisi olmayacak." 25 şeker fabrikasından 15'i ihale edilecek.


[METİN KİLCİ'DEN SATIR BAŞLARI]
G.Saraylıyım, şampiyonluk kolay değil

Kuşkusuz yoruluyoruz tabii, yorulduğumuzu da hissediyoruz; ama bizim sorumluluklarımız önemli ve bunları herhangi bir zaafa düşmeden yerine getirmek en büyük arzumuz. Ara sıra yürüyüş yapıyorum. Onun dışında hafta sonları var. Eve vakit ayırabiliyor muyum? Çok az. Alıştılar artık. Biraz daha az vakit ayırıyoruz. Hiçbir işi sevmeden yapamazsınız, sevmediğiniz bir işle karşı karşıya kalırsanız bir şekilde kendinize sevdireceksiniz ki başarılı olasınız. İnsanın çocukluğunda gençliğinde başka hayalleri olabilir ama şu anda kendimin en iyi yapabildiğim işin bu olduğunu düşünüyorum. Galatasaraylıyım. İyi bir Galatasaraylıyım. Umarım şampiyon oluruz, ama zorlu bir süreç var.

Türkiye gerçekten parlayan bir yıldız

Bir şey vaat edeceğimiz zaman biz Türkiye'yi anlatıyoruz, Türkiye'ye baktığınızda bölge ülkeleri arasında gerçekten parlayan bir yıldız olduğunu görürsünüz. Yani Türkiye'nin güçlü olduğu birtakım alanlar var. Pazarı, coğrafyası, nüfusu, gelişme potansiyeli. Artık Özelleştirme İdaresi, övünerek söylüyorum ki, bir şey diyorsa ciddiye alınıyor, dikkatle dinleniliyor ve söz olarak kabul ediliyor. Yapamayacağımız bir şey varsa onu da söylememeyi, yatırımcıları yanlış bilgilendirmemeyi tercih ediyoruz. Bütün bunlar 4-5 yıllık bir birikim içerisinde ciddi bir güven tesis etti. Türkiye'ye gerçekten objektif baktığınızda bu bölgede yatırım yapmaya son derece elverişli bu taleple, bu imkânlarla bir ülke görünümünde.

Satışlardan hiç komisyon almıyoruz

Yaklaşık 300 çalışan var. Bizdeki verimliliği ölçmeye zamanımız maalesef olmadı, doğrusu yapmak da gerekir. Ama özelleştirme son derece dinamik bir süreç olduğu için belki işimize odaklandık, belki az sayıda proje varsa elimizde önümüzdeki dönemde daha fazla proje olabilir. Böyle bir çalışma henüz yapmadık. Oldukça genciz. Yaş ortalamamız 40-45. Maaşlar tüm kamu kuruluşlarındaki gibi. Farklı bir şeyimiz yok. Satıştan komisyon almıyoruz. Mesai işe bağlı, bazen geç saatlere kadar kaldığımız oluyor. Hafta sonları mütemadiyen çalışmamız gerekebiliyor.

Yabancı sermaye tartışmalarında ülkede iki yüzlülük yapanlar var

Şimdi bizim yaptığımız özelleştirme işlemlerine karşı açılmış davalar bulunuyor. Maalesef bu ülkemizde bu farklı bir alışkanlığa dönüştü. Birbirini tekrar eden işlemlerin aynısına mahkemelerimizi de meşgul edecek ölçüde bir dava alışkanlığı hakim oldu. Çoğu da özelleştirmeye karşı açılmış davalar. Özelleştirme işleminin yanlışlığına ve tüzük aykırılığına ilişkin değil de tertip olarak özelleştirmeye karşı olarak açılmış davalar. Bu yönüyle tabii üzücü bir durum, mesaimizin büyük bir kısmını alıyor bu işlemler. Çok geniş bir avukat kadromuz var. Avukatlarımız Türkiye'nin farklı yerlerinde onlarca davalarla uğraşıyor. Yargı denetimine tabi olması gibi güçlendirici bir yönü de var.

Tabii ki her ülkede aşırı ulusalcı aşırı milliyetçi yaklaşımlı insanlar olabilir. Ama bu boyutta olduğunu sanmıyorum. Bunlar ekonomik gerekçelere ideolojik kılıflar uydurmağa matuf işlerdir. Maalesef burada bir ikiyüzlülük vardır. Bunu kabul etmek gerekir. Fakat şimdi meseleye şöyle bakmak lazım. Bir ülke zengin bir kaynağına sahip değilse gelişmesini ve büyümesini finanse etmek için tartışmasız bir şekilde dış kaynağa ihtiyaç vardır. Bu dış kaynağı ya faize sermaye alırsınız ya da doğrudan sermaye girişiyle temin edebilirsiniz. Aksi takdirde kapalı bir ekonomide kendi kendine zihinsel olmaya çabalayarak fazla bir büyüme sorunu yaşamaksızın yaşamaya devam edersiniz. Rusya'da bir Türk müteahhidinin başarısıyla hepimiz gurur duyuyoruz. Fakat aynı ülkenin yatırımcıları Türkiye'ye geldiğinde farklı bir tutum içerisinde olmak bize yakışmıyor. Diğer taraftan sermayenin milliyeti konusuna gelince artık global ekonomide paranın rengi, milliyeti söz konusu değil. Son zamanlarda son bankacılık krizi zamanı birçok Avrupa bankası Ortadoğu ülkelerinde sermaye arayışına çıktı. Elde ettikleri milyar dolarlık sermayeden de övünçle bahsediyorlar. Biz de gideceğiz, onlardan alacağız. Yani bu da aslında çok yakışıksız bir tartışmadır. Ama herhalde önümüzdeki dönemde daha sağlıklı bir düzeyde olacak. Galataport'ta imar planı hazırlanıyor, biraz uzadı. İstanbul için bir prestij projesi, çok hızlı da hareket etmek gerekmiyor. Zorlu'nun aldığı Karayolları arazisinde maalesef imar planına ilişkin durdurma kararı verildiğini öğrendik. Karar henüz tebliğ edilmedi. Gerekçelerini görmedik.


MAHKEMELERİ GEREKSİZ YERE MEŞGUL EDİYORLAR

Şimdi bizim yaptığımız özelleştirme işlemlerine karşı açılmış davalar bulunuyor. Maalesef bu ülkemizde bu farklı bir alışkanlığa dönüştü. Birbirini tekrar eden işlemlerin aynısına mahkemelerimizi de meşgul edecek ölçüde bir dava alışkanlığı hakim oldu. Çoğu da özelleştirmeye karşı açılmış davalar. Özelleştirme işleminin yanlışlığına ve tüzük aykırılığına ilişkin değil de tertip olarak özelleştirmeye karşı olarak açılmış davalar. Bu yönüyle tabii üzücü bir durum, mesaimizin büyük bir kısmını alıyor bu işlemler. Çok geniş bir avukat kadromuz var. Avukatlarımız Türkiye'nin farklı yerlerinde onlarca davalarla uğraşıyor. Buna sürecin bir parçası gibi baktığınız zaman daha rahat oluyorsunuz. Çünkü açılan davaların olumlu yanı bir çok denetimle beraber yargı denetiminden de geçmiş olması. Yargı denetimine tabi olması güçlendirici bir yönü de var. Sonuçları olumlu değerlendirmek de mümkün. Bunu da göz önünde bulundurmak lazım.

ÖZELLEŞTİRME KARŞITLARI KRİSTALİZE OLDU

İletişim stratejimizde bu tip bir problem olduğunu düşünmüyorum. Çünkü özelleştirme karşıtlığı gittikçe kristalleşiyor. Bunlar aynı gruplar aynı gerekçelerle dava açıyor. Yani özelleştirmeye karşı bir anlayış var ve bu aynı şekilde aynı kişiler tarafından tezahür ediyor. Dolayısıyla karşılıklı bir iletişimle sağlanabilecek bir ilerleme olduğunu düşünmüyorum. Diğer taraftan özelleştirme ülkemizde 20 yıldır tartışılan bir konu ve büyük bir kamuoyu tarafından samimiyetle benimsenmiş ekonomik politika. Hatta şimdi çok sayıda davalar ve özelleştirmeler ile ilgili konuşuyoruz ama 4-5 yıl önce özelleştirmeye ilk başlandığında Türkiye'de özelleştirmenin niye geciktiğinin hesabını veriyorduk. Yani gerek kamuoyuna gerekse idari denetim mekanizmalarına niye bu kadar uzun süredir özelleştirilmediğinin hesabını veriyorduk. Kamuoyundan da hiç şık olmayan bir tarzda özelleştirmenin kendisine yetmeyen bir kurum olduğu eleştirilerini ve giderlerinin daha çok olduğunu, gerçek özelleştirme yapamadığı sözlerini işitiyorduk. Meclis Plan ve KİT Komisyonu'nun bir kararıyla -yanılmıyorsam Sümer Holding'di- niçin özelleştirilmesi bu kadar gecikmiştir deye kurumumuzda inceleme yapıldı yaklaşık 7-8 ay. Dolayısıyla muhalefetin çok sistematik özelleştirme karşıtı olduğunu düşünmüyorum. Ama dediğim gibi bazı kurumlar ısrarlı bir şekilde dava açmaya devam ediyor. Bizim için de avantajı, yargı denetiminden geçmemiz.

GALATAPORT'TA İMAR PLANI HAZIRLANIYOR

Galataport'ta imar planı hazırlanıyor, biraz uzadı ama imar planının önceden yapılması lazım. Plan biraz zaman alacak gibi geliyor. Yani bu İstanbul için bir prestij projesi, çok hızlı da hareket etmek gerekmiyor. Zorlu'nun aldığı Karayolları arazisinde maalesef imar planına ilişkin yürütmeyi durdurma kararı verildiğini öğrendik. Bu karar bize henüz tebliğ edilmedi. Gerekçelerini görmedik.


YABANCI SERMAYEDE İKİYÜZLÜLÜK YAPANLAR VAR

Tabii ki her ülkede aşırı ulusalcı aşırı milliyetçi yaklaşımlı insanlar olabilir. Ama bu boyutta olduğunu sanmıyorum. Bunlar ekonomik gerekçelere ideolojik kılıflar uydurmağa matuf işlerdir. Maalesef burada bir ikiyüzlülük vardır. Bunu kabul etmek gerekir. Fakat şimdi meseleye şöyle bakmak lazım. Bir ülke zengin bir kaynağına -petrol ya da maden rezervine- sahip değilse. Gelişmesini ve büyümesini finanse etmek için tartışmasız bir şekilde dış kaynağa ihtiyaç vardır. Bu dış kaynağı ya faize sermaye alırsınız ya da doğrudan sermaye girişiyle bu dış kaynağı temin edebilirsiniz. Aksi takdirde kapalı bir ekonomide kendi kendine zihinsel olmaya çabalayarak fazla bir büyüme sorunu yaşamaksızın yaşamaya devam edersiniz. Bu da bir seçimdir. Şimdi bunu yaparken şartları sağlıklı bir şekilde oluşturduğunuz zaman yabancı sermayenin girişini sağlıklı şekilde hukuki birtakım etraflara oturttuğunuz zaman, bunun hiçbir sakıncası yok. Halbuki gelişmiş AB ülkelerinde, gelişmiş ülkelerde birçok yatırımcımızın yapmış olduğu büyük yatırımlarla da gurur duyan bir ülkeyiz. Rusya'da bir Türk müteahhidinin başarısıyla hepimiz gurur duyuyoruz. Fakat aynı ülkenin yatırımcıları Türkiye'ye geldiğinde farklı bir tutum içerisinde olmak bize yakışmıyor. Diğer taraftan sermayenin milliyeti konusuna gelince artık global ekonomide paranın rengi milliyeti söz konusu değil. Şimdi biz bir sürü Londra merkezli bankadan doğrudan ya da yabancı sermaye celp ettiğimizde o para Ortadoğu'dan mı, İsrail'den mi, ABD'den mi geliyor? Bunu kim bilebilir? Son zamanlarda son bankacılık krizi zamanı birçok Avrupa bankası Ortadoğu ülkelerinde sermaye arayışına çıktı. Elde ettikleri milyar dolarlık sermayeden de övünçle bahsediyorlar. Biz de gideceğiz onlardan alacağız. Yani bunu da aslında çok yakışıksız bir tartışmadır. Ama herhalde önümüzdeki dönemde daha sağlıklı bir düzeyde olacak.

--------------------------------------------------------------------------------

Halka arzın künyesi
Ön talep toplama tarihleri: 28-29-30 Nisan 2008

Kesin talep toplama tarihleri: 7-8-9 Mayıs 2008

Halka arzın fiyat aralığı: 3,90 YTL-4,70 YTL

(1 YTL nominal değerli pay için)

Ön talepte ulaşılan tutar: 4 milyar dolar

Halka arz miktarı: 525 milyon YTL nominal değerli pay (Ek satış hakkı hariç)

Halka arz oranı: Yüzde 15 (Ek satış hakkı hariç)

Ek satış hakkı: 78 milyon 750 bin YTL nominal değerli paya kadar

Ek satış oranı: Yüzde 2,25'e kadar

Yatırımcı grupları: Türk Telekom ve TC posta ve Telgraf Teşkilatı Genel Müdürlüğü Çalışanları (PTT) ile küçük tasarruf sahipleri

Alımgücü yüksek bireysel yatırımcılar

Yurtiçi kurumsal yatırımcılar

Yurtdışı kurumsal yatırımcılar

Aracılık yöntemi: En iyi gayret aracılığı

Fiyat istikrarı: Garanti Yatırım tarafından 30 gün süre ile Fiyat İstikrar İşlemleri'nin yapılması planlanmaktadır.

Rakamlarla Türk Telekom:

2007 geliri: 9,2 milyar YTL

2007 net kârı: 2,5 milyar YTL

Sabit telefon abone sayısı: 18,2 milyon

Fiber optik kablo uzunluğu: Yaklaşık 114.000 km.

ADSL abonesi: 4.3 milyon (TTNet yüzde 95 pazar payı ile lider)

Mobil hat abone sayısı: 9,9 milyon (AVEA)


 

ÖZELLEŞTİRME

2008

T.C. Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığı 2008